Hayata dair bol zeytinyağlı laf salatası. (domatesler organik)
Pul

Aralık 2008
PzrPztSaÇaPeCuCts
123456
78910111213
14151617181920
21222324252627
28293031
Ara
Ana Sayfa > Elif İnal > "Haz var, dahası da var"
"Haz var, dahası da var"

‘Ekonomiye giriş’ dersinin tipik lafları ‘kısıtlı kaynaklar, sonsuz arzular’ ve ‘hazzın maksimizasyonu, acının en aza indirilmesi’, sanki insanı ve dünyayı tüm yönleriyle açıklıyormuş gibi algılanır. Arzuların sınırsız, insanların hep rekabetçi, bencil, çıkarcı olarak varsayılması ve bu özelliklerin sabitliğini savunmak acaba fazla düşünmeyi gerektirmediği için mi kolayımıza geliyor, yoksa bir şeylerin sabit olmaması, değişime açık potansiyeli mi bizi korkutuyor? Çünkü insanın bu müphem yapısı, yaptığı eylemlerle bir şeyleri dönüştürebilmesi ve en önemlisi insanın kendisini dönüştürmesi çok büyük bir potansiyel taşıyor.

 

Peki, gerçekten herkesin hayatında itici güç hazzın en üst düzeye çıkarılması, acının en aza indirilmesi midir? Eğer bu kadar basit olsaydı insanın her türlü korkudan, fiziksel acı verebilecek, manevi hasara yol açacak her şeyden kaçıyor olması gerekirdi. Bahsettiğim ‘zengin ailelerin adrenalin arayışındaki sıkılmış çocukları’ değil. Onların acıdan kaçmamaları -her şeyin fazla kolay olmasından- hazzın ‘acısız’ versiyonunun artık işe yaramaması, bir de acının vereceği hazzın ‘tadına bakmak’ istemelerindendir. Yani, adrenalini üst düzeye çıkaran bilumum yapay ‘atlayıp zıplamalar’, doğaya hükmetmek isteyip zararlı çıkılacağını bile bile onunla savaşmalar (bungee jumpingler, tırmanmalar, dalışlar), hazzın içine bir tutam da acı katıp hazzı diğer insanların tadabileceğinden (hayal bile edebileceğinden) farklılaştırma isteğinden başka bir şey değil. Fakat bunlar beni zerre kadar ilgilendirmediğinden, kafamda daha çok sokağın tekinsizliğine rağmen, yine de sokağa çıkan insanlar, bu sokaklara yayılan eylemler var.

 

Greve gitmenin acı verici sonuçlarını düşünürsek, o karara giden süreç de epey acılı oluyordur herhalde ki işsizliği, aç kalmayı, çalışılmayan süredeki maddi sıkıntıyı bile göze alacak raddeye geliyor işçiler. Peki, o raddeye gelmeyen, hayatını görece rahatça sürdürebilen insanların sokağa çıkması, acıyı göze alması, hatta bazen acı çekmenin değerli kılınması neye bağlıdır? Zaten yeterince acı çekmemiş, hapse hiç girmemiş, çatışmamış ya da çatışmadan kaçmış (belki de savaşı kutsamak istemediğinden) bir ‘devrimci’nin önünde ‘yeterince’ saygıyla eğilinir mi?  Mesela, Ahmet Hakan’ın ‘Tarafsız Bölge’ programında ‘Deniz Gezmiş’in arkadaşları’ Celal Doğan ve Oral Çalışlar, AB’yi desteklediklerini söyleyince, programı izleyen ‘devrimci gençler’ tarafından ‘davayı satmak’la suçlanmışlar mıdır? ‘Marksizm 2008’ toplantısının daha ilk oturumunda ‘Barışla başlayıp barışla biten her söz palavradır’ diyen dinleyicinin, başarının savaşlardan çıkacağını söylemesi, çatışma istemesi, barış laflarının ‘sıkıcı’ olmasındandır belki de.

 

‘Rahatça’ yaşayabilecekken sokağa çıkanlara dönecek olursak, kendilerine küresel ısınmayı dert edinenleri (Küresel Eylem Grubu- KEG’i) düşünelim. Bu gençlerin edimlerindeki güdülenme sadece acıyı azaltıp hazzı yükseltmek olsaydı, sokağa asla çıkmazlardı çünkü küresel ısınma, sorumluluğun çok kolay devredilebileceği bir konu. Sokağa çıkıp şiddet görme tehlikesinden, hiçbir şey olmasa yorulmaktan kaçmak yerine, kendilerine dert ‘yaratmaya’ başlıyorlarsa bu haz denilen şey acının tam da tersi olmasa gerek. KEG'den bir arkadaşın Marksizm 2008 toplantılarında İstanbul Film Festivali'nden örnek vermesi, sunum yapan bir diğerinin 'Bana bile pahalı geliyor pirinç fiyatları Migros'ta' demesi ve bu kişilerin kılık-kıyafet ve eylemleri, hayat tarzlarına dair ipuçları olabilir. Sorunlarını (küresel ısınmayı), ‘hemen, şimdi, burada’ olarak tanımlasalar da aslında hayatlarını ‘hemen, şimdi, burada’ etkileyen birebir bir etki yok ama işte bir şey yapmama, eylemsizlik hiç de haz vermiyor. Hatta belki işin içine biraz heyecan, sokağın öngörülemez tehlikesi de girince daha çok haz verici oluyor her şey.

 

Durum böyle olunca ‘Acaba sıkılmış zengin aile çocuklarının adrenalin arayışından ne kadar farklı kendine dert ‘yaratıp’ sokağa çıkanlarınki?’ diye sormak gerekiyor. Bu dünyanın ‘adaletsizliği’ni görüp de sokağa çıkanlara diyecek bir şeyim yok, fakat eylemci gençlerin derdi ne kadar ‘daha iyi bir dünya’ya doğru değişimi sağlamak, ne kadar acıyla harmanlanmış hazzı tatmak bilemiyorum doğrusu.

 

İstanbul
Elif İnal
elifinal@gmail.com

Gelen Yorumlar
Toplam 2 yorum, 1-2 arası gösteriliyor, yeni tarihliler sonda.
DANS EDEMEDIGIM DEVRIM DEVRIM DEGILDIR
Kuresel isinma hayatimizin onemli sorunlarindan birisi. Gecen sene Ankara'da yasanan susuzluk, konya ovasindaki kuraklik, bu sene guneydoguda yasanan kuraklik, Aksehir golunun tamamen kurumasi ve daha bircok mesele hayatimizda degisiklik yaratti.
New Orleansta ve Myanmar'da kasirgada olenler icin de kuresel isinma ciddi bir sorundu. hatta en onemlisi idi. (hayat meselesi)
2050 ye kadar 1 milyar civarinda iklim multecisi olabilecegi tahmin ediliyor. Multeci durumuna dusenler icin bu onemli bir dert. Ve bunlarin bir kismi aramizda yasiyorlar veya yasayacaklar.
Daha cok sey sayabilirim ama herhalde gerek yok uzatmaya...
Peki bizler bu sartlar altinda kendimize dert mi yaratmis oluyoruz.
Bunlar sizce de dert degil mi?
Kaldi ki KEG sadece kuresel isinmayi dert edinen bir sey degil.
Yeni liberal politikalara, savaslara karsi cikan ve bu dogrultuda cok sayida kampanya yapan bir orgutlenme.
KEG saglikta yikim getirecek olan SSGSS yasasina, Aile hekimligi yasasina, beraberinde Medikolarin kapatilmasina karsi, Nukleer santral yapimina karsi kampanyalar yapan, devam etmekte olan cok sayida mucadeleye de destek vermis olan antikapitalist bir orgutlenmedir.
Bir arkadasimiz migrostan alis veris yapiyormus. Eeee noolmus ki? Isci sinifinin hatiri sayilir bir kesimi buyuk marketlerden alisveris yapiyor. Bu mu yani KEG cilere yonelik suclamamiz. Davul calmalari, hoplayip ziplamalari mi, kilik ve kiyafetlerimi. Vakkodan, Kigilidan giyen kac tane KEG ci olabilir bilmiyorum ancak cogu senin de alis veris yaptigin yerleri kullaniyordur tahminimce.
Ustelik biz baska bir dunya istiyoruz.
Eziyet cekmedigimiz, daha az calistigimiz ancak daha rahat yasayabildigimiz baska bir dunya istiyoruz. Cunku bizler bu dunyada yasiyoruz. Bu dunyanin durumu tabii ki bizim derdimiz. Evinizin bir kosesi yanmaya baslasa bu sizin derdiniz olmaz mi? Dunyanin heryeri tutusmus durumda ve KEG ciler bu derdin farkindalar. Ve sokaktalar.
DANS EDEMEDIGIM DEVRIM DEVRIM DEGILDIR
bekir ersin eklemiş. | 24 Mayıs 2008 Saat 11:08
sokaktaki sıradan biri
sayın bilir kişi
o yargılara varmak için ne gibi istatistik bilgi edindinizde ölee bi sonuca vardınız beni tanıyomusunuz arkadaşlarımı eyleme katılan kişileri tanıyomusunuz?
((Rahatça’ yaşayabilecekken sokağa çıkanlara dönecek olursak, kendilerine küresel ısınmayı dert edinenleri (Küresel Eylem Grubu- KEG’i) düşünelim. ))
(ne bu şimdi
( hangi kıstasa göre degerlendirildik nedir yani rahatça yaşayabilecekken acı çekme hazzı
bizde bu dünyada bu ülkede yaşıyoruz suyu havayı ortak kullanıyoruz küresel yaşamın getirdigi sorunlaradan etkileniyoruz
komşumu akrabamı arkadaşımı düşman gösterdiklerinde ırkçı milliyetçi ulusal çıkar felan geyikleriyle hedef gösterdiklerinde rahat yaşamımı bırakıp sokaga çıkıp aloo noluyo napıyonuz demem acı sevmemi mi gerekririyo kadın olarak kısıtlanmış aile kavramlarıyla dar cendere sokulmam istendiginde hey bende bireyim bende üretenim bu toplumda bende varım dedidigimde acı hazzı mı alıyorum yani
savaşa ayrılan bütçelerin benim maaşımdan alım gücümden ve aldıgım hakkım olan saglık egitim gibi hizmetler kısıtlandıgında ulusal güç olacagız geyiklerine nükleer yapılmak istendigin de benim bulundugum evimin içine kadar el atmışlarken evde rahatım kaçmasın aman acı duymayayım diyerek evemi hapsolmam gerekiyo tv de dizi seyredip örgü örerek ve herşeye gözümü kapatarak duymazdan gelerek yaşamam mı gerekiyo
siz kimsinizde beni lümpenlikle yargılıyosunuz
(Bu dünyanın ‘adaletsizliği’ni görüp de sokağa çıkanlara diyecek bir şeyim yok, fakat eylemci gençlerin derdi ne kadar ‘daha iyi bir dünya’ya doğru değişimi sağlamak, ne kadar acıyla harmanlanmış hazzı tatmak bilemiyorum doğrusu.)hakkaten ya bu ne cüret kaç keg li tanıyosunuz yaptıgı söyledigi istedigi daha rahat bi yaşam tariflemeyen savaşa ırkçılıga liberal politikalara karşı durmayan kaç küresel eylem aktivisti tanıyosunuz

bu dünyadaki adaletsizligi gördügüm için sokaktayım bireysel yaşamımı etkiledigi için eyleme katılıyorum
mualla tanıcı eklemiş. | 24 Mayıs 2008 Saat 11:58
Yorum Ekleyin
Başlık
Yorum
Ad Soyadınınız
Mail
Web Sitesi
Beni hatirla
Yeni bir yorum geldiginde haber verin.
Onay Kodu

 
GünlükHayat.com
Hiçbir hakkı saklı değildir / Copyleft 2005-2008
[GünlükHayat'ta yayınlanmasını istediğiniz yazılarınız için: ghposta@gmail.com]