Hayata dair bol zeytinyağlı laf salatası. (domatesler organik)
Pul

Aralık 2008
PzrPztSaÇaPeCuCts
123456
78910111213
14151617181920
21222324252627
28293031
Ara
Ana Sayfa > Tuna Taş
Kağıda kalem çalmak zor geliyor bu aralar. İçimde yarım kalan şeylerin hatrına bir kere daha denemenin vereceği umut ile tek tek aşılıyor problemler. Bu aralar havalar bir garip, bulutlar günde birkaç rekat yere kapansa da güneş sanırım yağmalarına zamanları olduğunu düşünüyor...
Yorumlar (1) | 15 Ekim 2007 | Tuna Taş
Dilimde akşamın neresinde kaldığını bilmediğim garip bir ezginin mırıltısı. Yatağın içinde bir o yana bir bu yana mayna etmek mümkün. Yüreğimin iskelesi ile kıçını daha kaç kez kurtarabileceğime yorulmuşum. Terliyorum köpekler gibi...
Yorumlar (1) | 02 Eylül 2007 | Tuna Taş
Kalemi kağıda çalmaktan başka elimden gelenleri sayamadığım gibi; kalem, kağıt oynaşılarını ne derecede becerebildiğimi çok defa kendimde tartışmaya ve anlaşmaya açmışımdır. Hamle kabiliyetimden korkmaya başlıyorum geçmişimdeki günlerin torbalarca takvim sayfası olduğuna yanıp. Ama biliyorum göçme vakti gelmişse şehirden, bana başka bir gerek yok savruk bir bedenden...
Yorumlar (1) | 26 Ağustos 2007 | Tuna Taş
Nehirler küllerinden doğar mı? Bu sorunun cevabı farklı yüzyıllarda farklı şıklarla verilmiş midir? Bilmiyorum. Ama bildiğim bir şey bir nehir yeniden doğmak için küle dönmeyi anca göze almıştır. Gediz Ovası’na çıkan yoldan aşağıya inerken, Gediz, işte tam bunu düşündüğümde cevabı kulağıma çağlıyordu...
Yorumlar (3) | 14 Ağustos 2007 | Tuna Taş
Kalemi tutarken elimde şu çıkmayan mürekkebin berbat halini görüyorum, kâğıda bakınca devamı bir türlü gelmeyen mitingler yani cümleler, yani yarıda kalmış. Ne kadar zalim geliyor, sanki sol işaret parmağım sinsi sinsi gülüyor. Ey sandıklar, konuşun diliniz yok mu sizin?
Yorumlar (3) | 23 Temmuz 2007 | Tuna Taş
Bornova yolundayım. Elimde işçiliğimi bedenimle beraber tümsel bir seyre dönüştüren çantam, terlemenin henüz etkilerinin görülmediği turuncu bir tişörtüm üstümde. Yüreğimde çarpıntısı biraz sonralara sakladığım sevgilinin bana görünme eylemi. Çocuklar var sağında, solunda yolların. Ellerinde bayraklar, yüzlerinde havanın yağmurlu olmama ihtimali..
Uzun bir süre sonunda neler olduğunun cevabını vermek için külliyat taraması şart değil. Mesela sevgi bende ertelenen şeklinden taşarak, fena halde akmaya başladı bedenime. Sonra ‘günlük hayat’a kaldığım yerden devam etmenin ötelenmiş sevinci de birleşince bu sevgi kelimelerine bir hal oluyor, ‘Sözcük Esirgeme Kurumu’nun (S.E.K.) hali boz, kural koyucularına gerek kalmıyor mesela. Mesela söz kaleme vuruyor, sonra kalem kâğıda. Ama biliniz, insanın kaldığı yerden devam etmesi kadar, devam etmesi gereken bir şey de yok. Rakılar tek tek, sek içiliyor bu fena halde. Sonra kalkıyor şah damarı şaha… Gerisi güzellik ve mutluluk adına...
Bu aralar karışık ritimde davranışlar sergiliyorum. Uyumsuzluğun daniskasını filintalığa dönüştürmek pek de zor bir şey değil. Bir tarafta romanlara olan ilgim pasif faşist bir tutuma dönüşürken, bir tarafta bildiğim her şeyi bildiğimden şüphe ediyorum...
Yorum Ekleyin | Tuna Taş
“Hayatın zor anlarına karşı geliştirilmemiş “sabrın taşı” deniz suyu içindeki tuz gibi sadece kayalara serpildiğinde sertleşir. Üstesinden gelmek için neyin altında olduğunu bilmemiz gerekir ki ağırlığın defalarca aşılmışlığı çok fazla önem taşımasın.”
Yorum Ekleyin | Tuna Taş

 
GünlükHayat.com
Hiçbir hakkı saklı değildir / Copyleft 2005-2008
[GünlükHayat'ta yayınlanmasını istediğiniz yazılarınız için: ghposta@gmail.com]