
| Pzr | Pzt | Sa | Ça | Pe | Cu | Cts |
| 1 | 2 | 3 | 4 | 5 | 6 | |
| 7 | 8 | 9 | 10 | 11 | 12 | 13 |
| 14 | 15 | 16 | 17 | 18 | 19 | 20 |
| 21 | 22 | 23 | 24 | 25 | 26 | 27 |
| 28 | 29 | 30 | 31 |
|
Belki de bu içeriden gelen kurallar sayesinde her şey bu kadar 'tıkırında' işliyordur. Kurallar dışarıdan bir otoriteden gelmediği, insanlar birbirine kuralları sertçe 'hatırlattığı' için, duyulan sorumluluk yüzünden belki kurallara uyuluyordur. Eğer bu kurallar ve göz devirmeler silsilesi içine doğmadıysanız 'Bu Almanlar da çok kaba' demeniz doğal.
Yorum Ekleyin | 29 Ekim 2008 | Elif İnal
|
|
|
Hapse giren tecavüzcülerin hapishanede tecavüze uğradıklarını duyunca yüreğimize su mu serpiliyor? Ceza çekiyor olmaları bizi rahatlatıyor, bir daha olmayacağına dair teselli mi veriyor? Cezasını çeken bir tecavüzcünün bunu bir daha yapmayacağına dair garanti var mı, ya da içeride gördüğü muameleden sonra kadına bakışı tamamıyla değişiyor mu?
Yorumlar (1) | 22 Eylül 2008 | Elif İnal
|
|
|
Ameliyatla ‘güzelleşilen’ programlarda eskiden bir ‘ucube' olan kadın ‘hayatta kalabilmek’ için insan eliyle ‘güçlü’, ‘normal’ kılınmıştır. Toplumda var olabilmek için gerekli olan ve programların bize alttan alta söylediği; fazla uçlarda olmayıp normalleşmektir.
Yorum Ekleyin | 17 Ağustos 2008 | Elif İnal
|
|
|
Taraf Gazetesi yazarları ısrarla bu meselede taraf olmayanların ileride çok utanacağını; bu dava tarihte dönüm noktası olurken ‘tarafsız’ların ise bir hiç olacağını söylüyor. Peki, her şeyin bu kadar içine gömülmüşken, tartışmalara dışarıdan bakamıyorken karanlık olmayan yolun hangisi olduğunu nasıl bileceğiz?
Yorumlar (1) | 29 Temmuz 2008 | Elif İnal
|
|
|
Lambda’nın neden kapatılmaması gerektiğine dair birçok yazı bulabilirsiniz. Çoğu da iyi gerekçelendirilmiştir. Ben bu yazıda daha çok, Lambda gibi derneklerdeki insanların, teoriyle haşır neşir olmalarına, terminolojiyi yerinde kullanmalarına ve kimlik meseleleri üzerine kafa patlatmalarına rağmen kendi kimliklerini kurarken çıkan bir iki pürüzden bahsedeceğim.
Yorumlar (2) | 19 Temmuz 2008 | Elif İnal
|
|
|
'Bilgi isterim, şimdi isterim’ diyen bu grup, mantık çerçevesine oturtamadığı her şeyi saçmalık diye elinin tersiyle ittiği için Lost’a da pek dayanamıyor ve sezonlarla bilinemeyenler el ele ilerledikçe bu arkadaşlar da sapır sapır dökülüyor. İlle cevap diye tutturuyorsak ben söyleyivereyim Lost’un sırrını: Lost’un gizemi, dizinin iki demirbaş karakterinin çatışmasında, bilim ve inanç çatışmasında gizli...
Yorum Ekleyin | 30 Haziran 2008 | Elif İnal
|
|
|
‘Acaba sıkılmış zengin aile çocuklarının adrenalin arayışından ne kadar farklı kendine dert ‘yaratıp’ sokağa çıkanlarınki?’ diye sormak gerekiyor. Bu dünyanın ‘adaletsizliği’ni görüp de sokağa çıkanlara diyecek bir şeyim yok, fakat eylemci gençlerin derdi ne kadar ‘daha iyi bir dünya’ya doğru değişimi sağlamak, ne kadar acıyla harmanlanmış hazzı tatmak bilemiyorum doğrusu...
Yorumlar (2) | 21 Mayıs 2008 | Elif İnal
|
|
|
Etrafta sivil polis de kaynadığını bilerek, konuşmalar sessiz, ‘alttan alta’ yapılıyordu. Sanki bütün solcular yeraltından 1 Mayıs’ta çıkıyormuş gibi herkes birbirinin ‘neci’ olduğunu çözmeye çalışıyordu. İki tarafta da, etraftaki insanların ‘sıradan vatandaş' kılığına bürünmüş sivil polis ya da eylemci olup olmadığını anlama gayreti vardı...
Yorum Ekleyin | 01 Mayıs 2008 | Elif İnal
|
|
|
Bekir Coşkun 12 Nisan’da o kadar korkunç bir yazı yazmıştı ki, kendimden hiç beklemediğim bir hareket yapıp adama mail attım. (ve tabi ki cevap gelmedi.) Yazı kısaca kadınların duygusal, hassas olduğu bu yüzden de hiçbirinin ‘kötülüklere’ kayıtsız kalamayacağı, ağlayıp üzüleceği ve bu yüzden de ‘solcu’ olduklarından bahsediyordu. Bir yandan da bu lafları, iltifatmış gibi süsleyip kadının ‘güzelliğine’ bağlıyordu...
Yorumlar (1) | 21 Nisan 2008 | Elif İnal
|
