Sana yakışanı yapıp onu oku o zaman.
Pul

Temmuz 2009
PzrPztSaÇaPeCuCts
1234
567891011
12131415161718
19202122232425
262728293031
Ara
İnsan bedenini, ruha ev sahipliği yapan bir ‘kabuk’ olarak nitelendirmeyi tercih etmişimdir her daim. İçinde ruhun olmadığı beden artık değersizleştiği için de insanoğlu onu, kendinden mümkün olduğunca hızlı uzaklaştırmaya çalışır. Bir gün, kendisinin de ‘kabuk’a dönüşeceği gerçeği ile uzun süre yüzleşemez.
Yorumlar (1) | 18 Haziran 2009 | Duygu Kocabaylıoğlu
Neden sadece hayatın akışına ayak uydurup, karşımıza çıkan şeyleri yapamıyoruz. Mesela neden tatile sadece gitmek yerine, aylar öncesinden plan program yapmaya başlıyoruz. Nereye gidilecek, neler görülecek, ne yiyip ne içilecek, nerde kalınacak ve sair. Bunların yerine neden yorgun uyandığımız bir sabah bir iki giysiyi ve cüzdanımızı bir çantaya atıp yola çıkmıyoruz. Aylar öncesinden plan yapıp ya da hayalini kurup öyle yola çıkmayı nerden öğrendik?
Yorum Ekleyin | 10 Haziran 2009 | Melike Geçgel
Güneydoğu şehirlerinde bana garip gelen, rahatsız eden militaristik her şey, orada yaşayanların muhtemelen artık dikkat bile etmedikleri şeyler. Dağlara kazınmış 'Ne Mutlu Türküm Diyene' yazılarıyla, jandarmanın 'rutin kontrolleri'nden sonra Taksim meydanına geri dönünce 'Dalgalanan bu şanlı bayrak burada hep var mıydı, yoksa benim şimdi mi dikkatimi çekiyor?' diye uzun uzun düşündüm.
Yorumlar (1) | 01 Mayıs 2009 | Elif İnal
“Zaman sadece birazcık zaman / Geçici bu öfke, bu hırs, bu intikam”
Sezen Aksu’nun Gidiyorum şarkısı böyle başlar… Geçen gün Zaman okurken birden mırıldanmaya başladım bu şarkıyı. İnsan beyninin oyunlarından biri işte… Memleketin en ‘hoşgörülü’ gazetesi olduğunu iddia eden, “Yaftalamadan düşün” sloganıyla reklamlar yapan, her fırsatta basın etiğinden dem vuran Zaman gazetesinde tam da bunları görmüştüm: Öfke, hırs ve intikam.
Yorumlar (1) | 20 Nisan 2009 | Mustafa Kuleli
Dünyanın en eğlenceli işini yapıyor yahut izliyor olalım, o aktivite bir kez sisteme entegre oldu mu kaçınılmaz "sıkıcılaştırma" mafyasının kontrolü altına girdi demektir. Cık cık'çı teyzeler, eli coplu polisler, linççi gençler, tükürgen orta yaşlılar... Sivili, resmisi hepsi kolluk kuvveti, hepsi emniyet sübabı. "Sıkıcılığı sağlayacağız, elimizden uçan, kaçan dahi kaçamaz." Bu, onların her sabah okulda okudukları kutsal ant gibi bir şey.
Yorum Ekleyin | 13 Nisan 2009 | Mithat F. Sözmen
He işte ne diyorduk, sevgililik bir kurumdur ve evliliğin öncü depremidir. Sevgililik denen zıkkımı övüp özgürlüğün, gençliğin, libidonun vs işareti olarak görüp de evliliği tu kaka ilan etmek ben kulunuza tutarlı gelmiyor. Allahını seven açıklasın ikisinin arasındaki farkı.
Yorumlar (1) | 04 Mart 2009 | Tuğba Maran
Yerel seçimler yaklaştıkça siyasi gerilim artıyor. CHP kalelerini geri almaya çalışıyor, AKP kan kaybetmiş olsa da kedinden emin. Erzak ve kömür yardımları, karşılıklı suçlamalar, kimi zaman belgelere dökülen rezaletler, yer yer hakaretler ve mantığa sığmayan vaatlerle bu sefer de seçim geleneği bozulmadı. ‘Siyaset hiçbir zaman sadece siyaset değildir’ deyişi bir kez daha doğrulandı.
Yorum Ekleyin | 28 Şubat 2009 | Şirin Alkan

 
GünlükHayat.com
Hiçbir hakkı saklı değildir / Copyleft 2005-2009
GünlükHayat'ta yayınlanmasını istediğiniz yazılarınız için: ghposta(at)gmail(dot)com